Kişisel Web Blog

Eğitimde dijital dönüşüm ve online eğitim sektörünün darboğazları

10.02.2019
98
Eğitimde dijital dönüşüm ve online eğitim sektörünün darboğazları

Misafir yazarımız Şerafettin Özsoy, KuveytTürk Katılım Bankası’nda BT Iş Sürekliliği Yöneticisi olarak ödev yapıyor.

Her alandaki dijital değişim hayatımıza büyük kolaylıklar sağlıyor ve bu dönüşümde öncü rolü oynayan firmalar seri bir yükselme ile astronomik gelirler elde ediyorlar. Eğitimin dijitalleşmesi de iş dünyasının bir süredir ilgi odağına aldığı bir konu olmaya başladı. Eğitimin dijitalleşmesi yeni bir konu olsa da bu alandaki çalışmalar online eğitim ,uzaktan eğitim kavramları altında epey bir süredir zaten yapılıyordu.

Türkiye’de online eğitim sektörünün yaklaşık 20 takvim bir serüveni var. Ama hala beklenen olgunluk seviyesine ulaştığını söyleyebilmek muhtemel yok. Global arenada ise çalışmalar keza daha eskiye dayanıyor hem de daha büyük hacme sahip. Docebo (2017) pazar araştırma raporuna tarafından dünya online eğitim pazarının takvim iş hacmi 46 milyar dolar. Bunun 7 milyar dolarını LMS vb. altyapılar platformları, 33 milyar dolarını içerik , 6 milyar doları diğer özel hizmetler oluşturuyor.

Türkiye pazarının istenen seviyesine gelmesinin önünde bir takım sorunlar ve bu sorunların oluşturduğu darboğazlar var:

Bireysel pazardaki darboğazlar

Kişisel pazarda yer alan girişimleri incelediğimizde kullanıcı sayıları ve yapılan cirolar açısından böylece yeterli rakamları göremiyoruz. Çünkü Türkiye’de bireysel kullanıcı için bu tip ürünler oldukça görünmeyen algılanıyor. Online eğitim harcamak herhangi bir sosyal medya uygulaması kullanmaktan ya da haber sitesinde içerik okumaktan çok daha fazla bir değere sahip değil. Dolayısıyla tüketicinin algısında nasıl öteki medya uygulamaları için aidat ödenmiyorsa bunda da aidat ödenmemesi bekleniyor. Kişisel pazarda kullanıcılardan aracısız olarak eğitimin kendisi için ücret almadan yürütülebilecek meslek modelleri daha çok gelecek vaat ediyor. böylece bireysel kullanıcıdan gelir elde etme sorununu aşamayan iyibilir/egitimonline, Mavi Kep, Sordu gibi çoğu güzel teşebbüs beklenen çıkışı yakalayamadan ortadan kayboldu. ya da sheetzoom gibi olur ya de Türkiye’de geliştirilmiş en yenilikçi online eğitim uygulaması sayılabilecek bir teşebbüs kendini hala gösteremedi. E-öğrenme girişimleri bu açıdan ürünü somutlaştırma namına eğitimleri tamamlayanlara çeşitli sertifikalar vermeye çalışıyorlar.

Online eğitim sektörünün global anlamdaki en büyük unicorn girişimlerinden birisi olan udemy kurucusu Eren Bali göre ilk önce Türkiye’de kurulmaya çalışılmıştı. Türkiye’de istediği başarıyı yakalayamayıp Amerika’ya gitmesi ve orda unicorn olacak dek başarı kazanması bize Türkiye pazarının e-eğitim için bir takım acı gerçekliklerin olduğunu gösteriyor maalesef.

Bedensel faydayı illa elle tutulur bir sertifika olarak düşünmek zorunda değiliz. Sunduğunuz e-eğitim hizmeti insanların hayatlarına net bir üstünlük sağlıyorsa kullanıcılar için ortada ödenti ödemeye bedel bir şey vardır. Konusaraköğren, educall gibi online yabancı dil öğrenimi girişimleri sunduğu hizmetlerle insanların hayatına çok net maddesel faydalar sağladığı için tüketiciler tarafından yoğun ilgi görüyorlar. Hem bireyselin en ciddi pastasını topluyorlar diyebiliriz. Keza mahsul sepet fiyatları keza de tip sayıları epeyce yüksek. Başarılı girişimlere misal olarak K-12 segmentinde finansal anlamda Türkiye’nin en başarılı online eğitim girişimlerinden birisi olan morpakampüs gibi değerli girişimler de mevcut.

Dünyada Coursera, Edx, Khan Academy gibi Mooc girişimler bireysel pazarı geliştirip şekillendiriyorlar. Ülkemizde bu konuda çaba belirten girişimciler üniversitelerle yeterince meslek birliği geliştiremeyince aynı ivme yakalanamadı. Mesela Universiteplus bu konuda fazla erken dönemde fazla güzel bir teşebbüs yapmıştı. Bundan Başka Boğaziçi üniversitesi gibi enerjik bir marka ile iş ortaklığına girmişti ama üniversite ve program sayısı çabuk büyütülemeyince istenen başarının gelmesi mümkün olmadı. gerçi bu alanda campusonline gibi girişimler çaba göstermeye devam ediyorlar. Türkiye’de mooc işini başarabilecek maddesel kaynak ve teknoloji aslında büyük telekomünikasyon firmalarında mevcut. Ama bu kurumların öncelikleri ve odak alanları online eğitime öyle artı indirgenemiyor. Bu kapsamda keza Türk Telekom Yüksekokul keza de Turkcell Yüksekokul manâlı birer teşebbüs olmasına rağmen bu firmalardan beklenen kaynak aktarımı ve odaklanma hemen şimdi yeterli seviyede yok.

Kurumsal pazarın darboğazları

Kurumsal pazarda ise koşul nispeten daha iyi. Çünkü Türkiye’de e-öğrenmeyi yaygınlaştıran ve tutundurmak için emek harcatan inisiyatif kurumsal e-öğrenme zihniyetinin ürünü. Bugün Türkiye’nin en büyük firmalarının az daha tamamına yakınında öyle veya böyle bir e-öğrenme faaliyeti gerçekleştiriliyor. Çünkü kurumlar için e-öğrenmenin epeyce pratik faydaları var. Sınıf içi eğitimlerle kıyaslandığında e-öğrenme yöntemi eğitim ihtiyacını oldukça uygun bir maliyete düşürülebiliyor. Çalışanları iş saati dışındaki eğitimlere yönlendirip mesai saatindeki verimliliğini yükseltebiliyorlar. Keza derslik içi eğitim için derslik organize etme, konaklama, seyahat vb. çoğu operasyondan kurtuluyorlar. Ama tüm bu avantajlara rağmen kurumlarda eğitimin dijitalleşme oranı arzulanan düzeyde değil. Türkiye’de kurumsal öğrenmedeki nihai hedef bir gün sınıf içi eğitimlerin tamamının e-eğitime dönüştürülmesi ama pratik uygulamalar, kullanılan teknolojiler ve bu teknolojiyi uygulayan insan kaynağı gücü hala bu hedefi gerçekleştirebilecek olgunluğa erişebilmiş durumda yok. Örneğin, ABD’de kurumlarda verilen eğitimlerin %40’ı e-eğitime kaymışken Türkiye’de bu oran hala %10’un aşağıda.

Kurumsal pazarda dağıtılmış etkenler bu darboğazların oluşmasına neden oluyor:

Hazır e-eğitim içerikleri satan girişimler için darboğaz

Nitelikli eğitsel materyallerin maliyeti film/belgesel yapım maliyetlerine yaklaşmış durumda. Halbuki ürünü kullanacak kişi sayısı oldukça az sayıda ya da potansiyel içerik haritasında üretilebilecek başlık sayısı da sınırlı. Dolayısıyla ölçek ekonomisi uygulamanın fazla baskı olduğu bir ortamda hazırlanmış e-eğitim içeriği üreten firmalar tüm sektörlere hitap edebilen kişisel gelişim gibi geniş kitlelere hitap eden hazırlanmış içerikler üretebiliyorlar. Ve niş başlıklara ölçek ekonomisi kullanım zorlukları nedeniyle pek fazla giremiyorlar. Bu alandaki e-nocta, infinity, Bilgikurdu, Contlearn, Dracolex gibi hazırlanmış e-eğitim içerikleri üreten firmaların kataloglarına bakıldığında bu eğilim çok net emin oluyor.

Firmaya özel e-eğitim üreten girişimciler için darboğaz: Kurumların da içerik üretmeye başlaması

Bir koskocoman kurum eğitim teknolojileri müdürlüğü kurdu ve alanında uzman birçok personel istihdam etmeye başladı. Hem içerik maliyetlerini düşürme hem de niş başlıklarda hazırlanmış katalog bulamama nedenleriyle kurumlar kendi e-eğitimlerini hazırlamaya başladılar. Bu metamorfoz en çok da firmalara özel e-eğitim içeriği yapan firmaları etkiliyor. Çünkü Anzera, Digitallica gibi firmalar, kurumlara özel üretim yapıyorlar. Dolayısıyla bu alanda firmalara özel içerik üretmeyi planlayan startup’lar için önemli bir pazar daralması sorunu ortaya çıkmış durumda. 

LMS pazarındaki düşük fiyatlar ve rekabet eksikliği darboğazları

Öğrenme Yönetim Sistemi (LMS) hizmeti günün sonunda bir yazılım hizmeti ve kurumların aldıkları diğer yazılım hizmetleriyle kıyaslandığında fiyatlar oldukça düşük duruyor. Çünkü kurumlar diğer aldıkları yazılım hizmetlerini müşterilerine sattıkları hizmetlerin bir parçası olarak kullandıkları yani para kazanmalarına asistan olan bir hizmet olduğu için daha kolay satın alıyorlar. Lakin eğitim hizmetinin ilk elden bir getirisi değil. bu nedenle gelir getirmediği için bu alandaki LMS hizmetine de böylece pozitif para atamak istemiyorlar. Hal böyle olunca LMS hizmeti satıp para galip gelmek isteyen girişimler için düşük kar yüksek hacim yani sürümden ve ast hizmetlerden para kazanma stratejisinden diğer bir yol kalmıyor. Diğer Taraftan binlerce kullanıcısı olan firmalara satmak sonrası yardım hizmetleri de vermeniz gerekiyor. Böyle bir yapıyı eksik sayıda çalışanla yürütebilmek olası değil. LMS pazarında Enocta, Advancity, Bilgikurdu, Infinity gibi sektörün köklü firmaları karşı yeni startup’ların tutunma şansı düşük kalıyor. bu nedenle de sektörde LMS tarafında yoğun bir rekabet yaşanmadığı için köklü firmaları Ar-Ge ve yenilikçilik konusunda motive edebilecek rekabet unsuru eksik kalıyor.

Akademik pazarın darboğazları

Online eğitim istatistiklerindeki en yüksek rakamlar akademik taraftan geliyor. Bugün adeta online programlarda Anadolu Üniversitesi’nin 400 bin, Atatürk Üniversitesi’nin 325 bin belirli öğrencisi var. Bu yüksek rakamlar kulağa güzel geliyor peki bu yüksek sayıdaki online eğitim talebinin ardında fiilen de büyük bir öğrenme aşkı mı yatıyor?

Akademik pazardaki darboğazı iki esas alanda ele almak mümkün:

Iş bulma sorunları

Ülkemizde maalesef istihdam hala büyük bir sorun. Ve insanların işe girebilmeleri birazcık pamuk ipliğine bağlı. Bu yolda ahali kullanabilecekleri tüm kozlara sıkı sıkıya sarılıyorlar. Bu açıdan eğitim en önemli kozlardan birisi. böylece elinizdeki diploma ne kadar iyiyse meslek bulma ihtimalinizi pek arttırabiliyorsunuz. Fakat herkes popüler üniversitelerden mezun olamıyor. böylece iş başvurularında bu açığı kapatabilmek için sertifikalı/diplomalı online eğitim programları çok çabuk ve pratik bir çözüm sunuyor.

Sonuç: Kullanıcı ne bekliyor? Sıçrama noktasını nasıl anlayabiliriz?

Neyin ,nasıl ve hangi teknolojilerle yapıldığı bu alanda ürün ve hizmet sunan firmaları ilgilendiren bir konu. Kullanıcının gündemi ise sunulan hizmetlerin kendisine ne katkı sağladığı hakkında oluyor. Dolayısıyla firmaların suni akıl, derin öğrenme, blockchain, IoT, AR/VAR gibi yeni nesil teknolojileri kullanarak geliştirdikleri ürünlerin maddesel faydalar üretmesi çok önemli. Çünkü günün sonunda manâlı olan şu tip sorulara ne ölçüde yanıt verilebildiği oluyor:

Üniversite sınavına bir avuç içi kala sınava hazırlanmak isteyen bir birey için fazla seri bir program hazırlayıp onu e-öğrenme kullanmayanlara karşısında 10 kat hızlandırabiliyor musunuz? Bir firmanın satış temsilcisi önceden ayda 100 adet ürün satarken onu dağıtılmış e-eğitim çözümleriyle geliştirip 3 ay içerisinde 1000 adet mahsul satabilir ışık halkası getirebiliyor musunuz? Büyük bir şirkette İngilizce mülakata çağrılan çok esas seviyede İngilizce bilen yeni mezun öğrenciyi 15 gün içerisinde İngilizce mülakatı başarıyla geçebilmesini sağlayan bir e-eğitim çözümü sunabiliyor musunuz?

Benim düşüncem bu sorulara gönül rahatlığıyla evet denilebildiği süre, online eğitim için sıçrama noktasına geldik demektir.

Görsel Kaynak: Deposit Photos

Eğitim

Favorilere Ekle

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Hasan ZANBAK Copyright © 2018 - All rights reserved